Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cumartesi, Eylül 27, 2008

Neden artık yaşamıyoruz?



Yıllar önce kazada ölen bir çalışma arkadaşımı görmüştüm. Baktığım an hissettiğim tek şey, önümde uzananın daha bir gün önce konuştuğum insan değil, başka bir “şey” olduğuydu. Geride kalan sadece bir “şey”di, “can” yoktu.

İlkbaharla birlikte beyaz çiçeklerin arasından açıp büyüyen yemyeşil, cıvıl cıvıl yaprakları gördükçe içimize bir sevinç, bir çoşku, bir “hayat” doğar. Sonbaharla birlikte bu hayatın sona erip yaprakların solduğunu düşünürüz. Ancak, gerçek farklıdır. Bir sonbahar yaprağının rengi, onun asıl rengidir. Bir yaprağa yeşil rengini veren, güneş enerjisini hayata dönüştüren fotosentez ile çoğalan “klorofil”dir. Sımsıcak güneş ışığı ile ilkbahar ve yaz boyunca şımartılan klorofil, sonbaharda güneş ışığının gücünü kaybetmesiyle azalınca, yaprağın asıl rengi, içerdiği diğer renk pigmentleri ortaya çıkar.

Aşık olduğumuzda, çalışma arkadaşlarımızla birlikte ekip olarak iyi bir iş çıkardığımızda, bir ülke olarak sınır tanımaz bir yükselişe geçtiğimizde, içimizdeki enerji, içimizdeki hayat gözlerimizi öylesine boyar büyüler ki, sanki hayat biziz, kendimiziz, hayat bizim asli doğal parçamız sanırız. Oysa, içimizdeki o enerji, o hayat bitince, aşk bitince, artık ekip olmayınca, ülke olarak şaşkın bir sersemliğin içine düşünce, işte o zaman anlarız, biz hayat, biz enerji değiliz. Güneşimiz olmadığında, fotosentez yapamadığımızda neredeyse bir hiç olduğumuzu ancak o zaman; sıkıntılı, bunaltıcı bir sonbahar günü anlarız.

Birkaç gündür televizyondaki reklamlara bakıyorum, anlayamadığım reklamları anlayana kadar defalarca seyrediyorum; hiçi biri, ne kadar komik olsa, ne kadar mesajlarını doğru verse, ne kadar akılda kalıcı gibi görünse de hiç biri beni tatmin etmiyor. Reklamdaki hiç bir ürün beni cezbetmiyor. Bir ruh eksik, bir hayat eksik, tüm reklamlar ve ürünler, can taşımayan “şey”ler gibi.

Eminim daha bir yıl önce, iki yıl önce, beş yıl önce seyrettiğimiz o can alıcı reklamları çekenlerle bugünküler hep aynı kişiler. Aynı şirketler. Aynı ürünler. Aynı müşteriler, patronlar. Ne oldu bize, neden artık “canlı” değiliz, neden yaşamıyoruz?

Hiç yorum yok: