Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cumartesi, Eylül 13, 2008

Hangi ürüne hangi tasarım: 6 adımda Doluca kurumsal web sitesi

Evet, Türk web sitelerine şimdi damardan giriyoruz; Altın Örümcek 2007’de en iyi tasarım ödülü almış olan "Doluca kurumsal web sitesi"ni analiz edeceğiz. Konumuz; tasarım ve ürün ilişkisi. Kemerlerinizi bağlayın, zihninizi açık tutun, adım adım gidiyoruz.


Doluca web sitesi açılış ekranı

Birinci adım: Sitenin ilk karşılama ekranında hem ürünün hem de web sitesinin aldığı ödüller ve 18 yaş denetimi ile Türkçe/İngilizce yönlendirmesi var. Var da, tüm site boyunca karşımıza çıkan bu zemin renginin ürünle, şarapla ne ilgisi var? Bu renkte bir şarap mı var, yok. Bu renk herhangi bir şekilde şarabı hatırlatıyor mu, hatırlatmıyor.

Birinci adımın sonucu: Karşıma şarap sitesinin zemini olarak henüz kabul etmeye, benimsemeye, sevmeye hazır olmadığım bir renk çıktı.

Renk seçiminin aritmetiği


Doluca web sitesinin zemin rengine bakarken, ister istemez aklıma milli takımın turkuvaz forması geldi. Rengin adında “Türk” var ya, onun için markalaştıracaklarmış Türk imajını o renkle. Sahaya bir futbol takımı çıkıyor ama, bizim takım mı, yoksa Marstan mı gelmişler emin değiliz, kerhen, hatta tahminen destekliyoruz. Heyecan verici güzelim kırmızı rengi çöpe atmışlar, sakinleştirici verir gibi turkuvazı zerk etmişler damardan. İletişim ve markalamayı ilkokul aritmetiği düzeyinde ele almanın bundan daha iyi bir örneği bulunamaz herhalde.


Doluca web sitesi giriş animasyonu

İkinci adım: "18 yaşından büyüğüm" butonuna basınca bir ahşap kutu çıkıyor. Kapak açılıyor ve kutunun içindeki üç bölmede üç şarabın olduğunu görüyoruz. Şarap şişeleri ve etiketinin tasarımları güzel, modern bir havası var, açık renk ahşabın rengi de uyumlu. Bu resmi görür görmez, "Şişeler neden dik," diye aklımdan geçti ister istemez.

İkinci adımın sonucu: Gayet güzel. Zemin rengi dışında bir sorun yok.


Doluca web sitesi giriş animasyonu, kutunun açık hali

Üçüncü adım: Şarapların neden yatık durduğunu öğreniyoruz. Her bir şarap teker teker animasyonla uçuyor, arkada şarap içilen ev ortamı görüyoruz. Başarılı mı, değil. "Şarap içilen mekan" atmosferi iyi verilememiş, mobilyacı dükkanı gibi, oyuncak kurşun askerlerin yerleştirildiği kutucuklar görünümü var. Ayrıca, böyle "canlandırma görünümlü" modellemeler, eğer bir kaç interaktif cambazlık yapılmazsa sanki vaadini yerine getirmemiş gibi algılanabiliyor. Ben öyle algıladım, ve odaların üzerine gelince çıkan yakın planlarda insanların montajlandığını gördüğümde işin daha da ucuzladığını düşündüm.

Üçüncü adımın sonucu: Bir hoşluk düşünülmüş, belli ki epeyce de uğraşılmış, ama vaat karşılanmamış.


Doluca web sitesi anasayfa

Dördüncü adım: Anasayfaya girer girmez büyük bir şaşkınlık ve hüsran hissettim. Şarapların tasarımına tümüyle aykırı, abartılı, hem de çok abartılı bir süsleme ile karşılaştım. Şarap bağı atmosferi verilmek istenmişse, ki istenmiş, bu kadar ağdalı bir süslemenin kesinlikle yapılmaması gerekirdi diye düşünüyorum. Ekranın aşağısı da ferforje görünümüyle bu ağırlığı hiç hafifletmemiş. Zaten bir renk problemiyle baştan beri cebelleşen gözlerim, bu sayfayla tamamen nakavt olmuş durumda.

Dördüncü adımın sonucu: Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.


Doluca web sitesi "Şaraplar" sayfası

Beşinci adım: Yukarıdaki menüden "Şaraplar"ı seçiyorum. Kırmızı, Beyaz ve Roze birer şarap resmiyle birlikte çeşitlerin listesi geliyor. Şarap şişelerinin güzelliği içimi ferahlatıyor. Aşağıdaki "Online Alışveriş" düğmesini hiç görmüyorum, zira tarayıcımın penceresi almıyor, istediklerimi görebildiğim için aşağıya kaydırmaya gerek duymuyorum. (Yani yanlış yere konmuş bu düğme demek istiyorum kısacası.)

Beşinci adımın sonucu: Önemli bir sorun yok.


Doluca web sitesi ürün detay sayfası

Altıncı adım: Bir sonraki sayfada, ürünler sayfasındaki "Online alışveriş" düğmesini görüp görmediğinizin neden anlamı kalmadığını anlıyorsunuz; zira ürün detay sayfasında, kendinizi online alışverişin içinde buluyorsunuz zaten. Ürün detay sayfasında gözüme ilk çarpan, hislerimi ilk tırmalayan hata, şarabın solda dar bir alanda hapsedilmiş, hatta tasarımın özelliği dolayısıyla geri planda bırakılmış olmasıydı. Üzerine, bir de "ürüne" tıklayıp doğrudan online alışverişe çekilmiş olmanızı ve üstünü üstlük, şarap bilgilerinin ruhsuz bir şekilde yerleştirilmesini eklerseniz, bu sayfanın beklentiyi karşılamaktan uzak kaldığını söyleyebiliriz. Özellikle bu sayfada, ürünün, çoğu kullanıcının ekranına sığmaması dolayısıyla yukarıda bolca kullanılan boşluğu (aşağıdakinin de tabii ki) sorguluyorsunuz. Ayrıca, daha ürünü tanıtıp sevdirmeden, ikna etmeden üzerimize salınan "satın al" baskısı, "Nasıl olsa ürünü tanıtıyoruz, alışverişi de orada bitirelim," türü toptancı, kestirmeci kısa yol tutmamış.

Altıncı adımın sonucu: Tasarım, ürün detay sayfasında ürüne yeterli odağı verememiş. Güzel ve kendini anlatan bir ürün varken, sitenin bütününde ağır bir tasarımı öne çıkarmak büyük hata olmuş. Başarısız.

Site üzerine son yorumlarım:


1. Bu tür modelleme yapılan web sitelerinde bütçenin daha ferah olması gerekir. Bütçe yükseltilmiş olsaydı belki de tüm bu emek çok daha iyi değerlendirilir, vaatler karşılanır, kurumsal kimlik konusunda bilgili ve deneyimli bir sanat yönetmeniyle çalışma imkanı bulunur, hazırlık çalışması daha kapsamlı tutulur ve Doluca’ya yakışan bir site ortaya çıkardı. Bu projenin bütçesin ne kadar olduğunu bilmiyorum doğal olarak, ancak, iki ya da üç misli arttırılmış olsaydı, çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkardı inancındayım.

2. Şarap saygı talep eden bir üründür. Şişe formlarındaki asalet bile insanın içini hoplatır, ürpertir. Etiketleri, şarabın kalitesini, karakterini yansıtır, her zaman büyük dikkatle tasarlanmıştır. Şaraba bir margarin muamelesi yapamazsınız; yeryüzünde on binlerce, belki de yüz binlerce uzmanı, milyonlarca meraklısıyla, tarihin her döneminde insanlar için büyük önemi olan, hatta tanrıları bulunan bir üründür. Şarap üreten bir şirketin kurumsal kimliği de, web sitesi de bu saygıyı yansıtabilmelidir, muhakkak yansıtmalıdır.

3. Web sitesini tasarlarken, küçük bir canlandırma oyunu oynamakta yarar var; öncelikle ürünü ve müşteriyi alıp masamıza yan yana, karşı karşıya koyacağız. İkisinin etkileşimini gözleyeceğiz. Daha sonra şirketi de bu ikiliye ekleyip bir üçgen yaratacağız ve her üçünün birbirlerine ne taleplerde bulunabileceğini, nasıl mesajlar vereceklerini ve ne tür bir deneyim sürecini yaşayacaklarını anlamaya, öngörmeye çalışacağız. Böyle bir analizi, çalışmayı, anlama, aydınlanma sürecini yaşadıktan sonra tasarımın dayanakları kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

4. Kurumsal kimlik bir bütündür. Doluca’nın bana da gelen dergisindeki kurumsal kimlik ile bu web sitesinde ortaya konan kurumsal kimlik birbirinden tamamen farklı. Web sitesi, evet basılı broşür ya da dergilerden daha farklı bir mecradır, ama bu kadar, neredeyse taban tabana zıt bir kimlik yorumu olmaması gerekirdi.

5. Aslında bu web sitesinin hazırlık dönemini görünmeyen adam olarak izlemek isterdim. Zira bu sitede bir naiflik, bir heyecan hissedebiliyorum. Mesela uğraşıp didinerek hazırlanan bir “yemek tarifleri bölümü” nün hiçbir zaman fonksiyonel olamayacağını bilmek bir tecrübe meselesi. (Onun yerine yemek tarif sitelerine link vermek daha gerçekçi ve yararlı olurdu.) Ancak belli ki, bu fikri önerenlerin de uygulayanların da güzel bir site yapma arzusu, hevesi vardı. Maalesef profesyonel işlerde bu tür arzu ve hevesleri yaşatabilmek için, başarıya taşıyabilmek için bazı zorunlu prosedürlere ve metodlara uymamız gerekiyor. Bunu özellikle ve öncelikle tasarımcıların kapısını çalan şirketlerin bilmesi ve pratiğe dökmesi gerekir kanısındayım, tek başına tasarımcıların yapabileceği bir şey değil zira.

Hiç yorum yok: