Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Perşembe, Eylül 11, 2008

Web tasarımcılar ve aşçıların ortak kaderi

Geçen ay tatil için gittiğim Kuzey Kıbrıs'ta bir türlü düzgün domates yiyemedim. Domatesin neredeyse tamamı Türkiye'den geliyor. Ya biz onları kazıklıyoruz, ya da onlar en ucuz ne varsa alıp satıyorlar. Hele bir de Kıbrıs'ta yetişen domates cinsi vardı ki, kalın kabuğu ile kafa kırılır. Salatalıkların da içine sanki su enjekte edilmiş gibiydi, lezzet ve aroma kesinlikle sıfırdı.

İzin verin yemek konusunda bir fikrimi belirteyim: İyi aşçı, iyi yemek pişiren değil, iyi malzemeleri bulup bir araya getiren kişidir. Kötü malzemeyle düzgün hiç bir şey yapılmaz, ama iyi malzemeyi katletmeden gelişigüzel öylemesine bir tabağa koysanız bile, yiyen kişi onun tadını, lezzetini kesinlikle unutmaz.

Malzeme kötü olduğu için Kıbrıs'ta bir türlü tat alamadığım salata konusunda damağımdaki en unutulmaz lezzet, yaklaşık on yıl önce Datça'da bir balıkçının teknesinde alelacele hazırladığı çoban salataydı. Domatesi, soğanı, hıyarı, sivri biberi ve zeytinyağı, hepsi öylesine nefisti ki, salatayı ağzıma attığım an kendimi cennette hissetmiştim.

Lezzetli salatanın formülü


Lezzetli salata için birinci şart; taze, körpe, tadı yerinde malzeme, ikinci şart; yıkanan malzemeleri kuruttuktan (süzdürüp bekleterek, ama sündürmeden, hemen kullanılacaksa kağıt havluyla sildikten) sonra kullanmaktır. Üçüncü şart; sos gibi lezzet ve çeşni veren katkıları abartmadan, hatta mümkünse çok az kullanmaktır. Dördüncü şart; herşeyi doldurup salata olmasını beklemeyin, hangi malzemenin ne ile gittiği konusunda biraz deneyim kazanmaya çalışın. Lezzetli bir salata için beşinci, son ve en önemli şart; salatayı sevdikleriniz için aşkla, isteyerek, okşayarak, şarkılar mırıldanarak ve küçük bir öpücük avans alarak yapmaktır.

Ey ruh, geldiysen habire tıkla, gitme ne olur!



Nissan-Global web sitesi

Web tasarımcılarla aşçıların ortak noktası, malzeme kötü ve yetersiz bile olsa nefis yemekler, güzel siteler yapmak zorunda olmaları. Aşçılar elli bin çeşit sos ve baharatı kötü ya da sıradan malzemeden yenilebilir bir şeyler meydana getirmekte kullanıyorlar. Web tasarımcılar da yüz çeşit şaklabanlıkla hoşa giden bir tasarım üretmeye çalışıyorlar.

Altın Örümcek yarışmasında ödül kazanan sitelere bakıyordum biraz önce. Son yarışmaya biz de bir siteyle katıldık, ve kendi kategorimizde 3. olduk. (Bu yarışmanın hikayesini daha sonra yazacağım.) Kazananlar arasında Nissan'a takıldım ve 4x4 modelleri için yaptıkları siteyi ziyaret ettim. Otomotiv sitesi yapmak hem kolay hem de çok zordur. Kolaylığı, malzeme konusunda pek sıkıntı çekmezsiniz, zor olan tarafı da yaratıcı ve yenilikçi olmak ve mükemmel bir uygulama yapmak konusunda rakiplerin ağır baskısı altındasınızdır.

Nissan'ın 4x4 sitesi gelişigüzel, pek özelliği olmayan bir site. Ne yaptığı, ne istediği belli değil, kurumsal siteleri daha düzgün. Ancak uluslararası sitesine baktığınızda durum tamamen değişiyor. Ne değişiyor derseniz, "Voice/Ses" diye bir tema oluşturmuşlar. Nissan yöneticilerinin, çalışanlarının bizler, yani müşteriler için neler yaptıklarını, hangi vizyonların peşinden gittiklerini, ne gibi inovasyonları hayata geçirdiklerini anlatan kısa filmler var.

Bir kaç yıl önce, "Sigortacılık Sektörü Web Siteleri Analizi"ni hazırlarken en çok dikkatimizi çeken konu bu tema meselesiydi. Yabancı sitelerin hemen hemen tümünde ziyaretçileri çeken bir tema, bir hikaye varken, Türk siteleri tamamen ruhsuz, temasız, tatsız, tuzsuz birer cenaze evi gibiydi. Hatta Türkiye'de de faaliyet gösteren bir sigortacılık şirketi, yurtdışındaki tasarımı olduğu gibi, bire bir alıp Türkçeleştirmiş, ama temayı kullanmamıştı. Hazırladığımız sektör analizinin sonuçları ve benim yorumlarım Infomag dergisinin Aralık 2006 sayısında da "Sigortacılar İnternete Ruh Veremiyor" başlığıyla yayınlanmıştı. Bu analizin tamamını uygun bir fırsatta PDF formatında buraya koyacağım.

Evet, tema geliştirmek bir bütçe gerektiriyor. Türkiye'deki çoğu şirket böyle bir bütçeyi gözden çıkarmakta isteksiz davranıyorlar, ama bence önce niyet önemli. Hedef, vizyon önemli. Bütçe arkasından bir şekilde geliyor. ("Gelebilir," diye düzeltiyorum son kelimeyi.)

Hiç yorum yok: