
Kadıköy Maarif Koleji'nin adının yanısıra güzelim binası da yok oldu
İlkokulu Ankara Koleji’nde okumuştum, okul binasını boşalttılar, Ankara dışında yeni bir yere yenisini yapıp taşındılar. Orta ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji’nde okuyup bitirdim, tarihi ahşap binamızı yıkıp yerine çirkin ve hemen yarın yıkılsa çok memnun olacağım yapılar yaptılar, onunla da kalmadılar adını Kadıköy Anadolu Lisesi olarak değiştirdiler. Gazetecilik Y.O. artık yok, onun da adını değiştirip hangisi olduğunu tam bilmediğim bir üniversiteye bağladılar. Yani, Türkiye’de hangi okulda okumuşsam, yerinde yerler esiyor kısacası. Buna karşılık, yurtdışında, Paris’te ve Londra’da okuduğum okullar ismiyle cismiyle yerli yerinde duruyorlar.
Webdeki hayatım daha mı değişik oldu, sanmıyorum. İlk şoku, on küsur yıl önce, bir holdingin, dünyanın parasını vererek yaptırdıkları web sitesini, güncelleme parası çok diye çöpe atıp ucuza yenisini yaptırdıkları zaman yaşamıştım. O zamandan beri webdeki kısa hayatlar ve çarpık ilişkilere şerbetliyim.
Web sitesini çöpe atan kişi, sitenin yapımı sırasında hiçbir katkıda bulunmayan, web sitesiyle hiçbir ilişkiye girmeyen yetkililerden biriydi. Büyük ihtimalle okullarımın yerle bir edilmesi de bu tür “ilişkisiz” yöneticilerin işiydi. İlişkiniz yoksa, var olanı anlamak zorunda değilsiniz, herhangi bir sebeple onu gözden çıkarmanız çok kolay.
Benim için gerçekten şok olan bu çöpe atma olayından sonra, iş yaptığım şirketlerdeki hemen hemen herkesi web sitesi yapımına dahil etmeye, onlarla konuşup fikirlerini almaya ve akıllarına yatmayan konularda bıkmadan usanmadan onları ikna etmeye çalıştım. Şirket yapıları nedeniyle böyle bir çalışmayı, yani geniş katılımlı bir çalışmayı çok az şirkette yapabiliyorsunuz, çoğu şirkette bir ya da en fazla iki kişiyle muhatap olup işi bitirmek zorunda kalıyorsunuz.
Eskiden, “Aman fazla kimse karışmasın,” diye düşündüğüm web sitesi projelerine, daha fazla, mümkün olan en fazla katılımı sağlamaya çalıştıkça, bundan hoşlanmaya başladım. Zira, hem ben şirket hakkında daha fazla şey öğrenip, öğrendiklerimi web sitesine yansıtabiliyordum, hem de hiç beklemediğim kişilerden çok faydalı katkılar sağlıyordum. Sonuç her zaman daha iyi olmakla kalmıyor, sitenin "sağlıklı" yaşamı uzuyordu.
İstatistiklere bakarsak, bir web sitesinin ömrü ortalama 3 yıldır. Bence önemli olan, bu 3 yılın nasıl geçtiği, nasıl bir müşteri katılımı sağlandığıdır. Bazen, yapılan siteler hiç el değmeden yıllarca kalır, şirketin söyleyecek yeni bir sözü yoktur web üzerinden yani. Ne zaman ki patron, bir gün rakip şirket sitelerinden birinde hoşuna giden bir oyuncak görür ve, “Neden-bizim-de-böyle-bir-sitemiz-yok-sendromu"na girer, o zaman haldır huldur tasarımcı aranır ve kavga döğüş yeni site yapılır. Site yayına girdikten sonrası ise tahmin edebileceğiniz gibi uzun bir sessizliktir.
Web sitesi aslında, sizden hep bir şeyler bekler, talepkardır. Bir açıdan, alışveriş yapmayı seven kadın klişelerine benzer; her çıkan yeniliği almalı, her dükkanı gezmeli, yeni arkadaşlar, yeni dostlar edinmeli, yeni ülkelere gitmelidir. Yani sadece talepkar değil, masraflıdır da.
Konuyu şöyle özetleyebilirim; web sitesi bir festival gibi organize edilmeli ve yaşanmalıdır, bir farkla, webde festival hiç bitmez.
Bahariye Yoğurtçu Yokuşundan inerken, önce Saint Josef’i görürsünüz, hemen yanıbaşında da bizim eski okul, yeni adıyla Kadıköy Anadolu Lisesi vardır. Saint Josef, tarihine sahip çıkmıştır, her önünden geçişte bu sahip çıkmanın gururunu pırıl pırıl binasının üzerine düşen hayat dolu ışıltılardan anlayabilirsiniz. Saint Josef öğrencileri okullarının kuruluşlarından bu yana süren bir festivalin deneyimini yaşarlar, ya da dışarıdan biz onları öyle görür algılarız, içten içe hissettiğimiz imrenme, gözlerimizi boyar. İki adım aşağıya indiğimizde karşılaştığımız manzarayı görünce; sadece adımız, rahibe manastırından dönüştürülmüş binamız, kozalaklarıyla birlikte büyüdüğümüz çam ağaçlarımız ve denizimizin o nefis kokusu değildir sadece özlediğimiz, bir festivalin bıçakla kesilir gibi kesilmesi, ve o festival coşkusunun hunharca katledilmesidir canımızı sıkan ve aidiyetimizi körelten.









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder