Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Pazar, Ekim 05, 2008

Markası ürününden daha değerli

Varan, otobüs taşımacılığa 1946 yılında Kadıköy - Pendik - İstanbul seferiyle başlamış. Vefa Bozacısı daha da eski, Hacı Sadık Bey, bozacılığa başladığında yıl 1876'ymış. Her iki şirket de hayatımızın birer parçası olarak kurdukları markalarını başarıyla bugünlere getirmişler ve Türkiye'nin en değerli markaları arasına girmişler.

Koç, değerli bir markadır, ancak sahip olduğu varlık da en az markası kadar değerlidir. Oysa gerek Varan, gerekse Vefa Bozacısının marka değeri, benim bakışıma göre sahip oldukları varlıktan daha da değerlidir. Bu iyi midir? İyi ya da kötü, ama bence tehlikeli bir durumdur. Bir şirketin markası varlıklarından daha değerliyse, ya da böyle bir izlenim veriyorsa, ürün ve hizmet açısından yapması gereken daha çok şey var demektir. Bir şirket, sahip olduğu marka kadar değerli ürün ya da hizmet üretemiyorsa, gelecek stratejilerini bir kez daha dikkatle gözden geçirmelidir.

Varan, hayatımıza daha fazla girmeli


Yıllar boyunca Varan şirketinin hizmetlerinden yararlandım. Ancak, havayolu taşımacılığı çok ucuzladı, yollar otobana dönüştü, gezilerimi uçak ya da arabayla yapmayı tercih ediyorum. Şimdi, karşıma çıkan Varan markalı tek hizmet, İstanbul'dan İzmir ya da Ankara'ya arabayla gidersem, yemek yiyip mola verebileceğim Varan Konaklama Tesisleri. Bu tesisler biliyorsunuz, Varan'ın yolculuk kalite standartlarını korumak için zorunlu olarak yapılmıştı, zira otobüsleriyle ve hizmetiyle sunduğu yüksek kalitenin en zayıf noktası hep terminaller ve mola noktaları olmuştu. Varan, mola noktalarında kendi tesislerini kurarak yalnızca kaliteyi kontrol etmiş olmadı, otobüs yolculuğunun cazibesi kaybolunca bunları gelir getiren tesislere dönüştürdü.

Ama, bence bunlar yeterli değil, ben Varan markasından çok daha fazlasını bekliyorum. Mesela, tatilde neden Varan markalı Hawaii desenli gömlek ve şort giyemiyorum, ya da Varan bavulları kullanmıyorum. Neden Balkanlarda, eski Sovyet cumhuriyetlerinde en kaliteli otobüs şirketleri Varan tarafından kurulmamış, ya da satın alınmamış? Bu verdiğim örnekler tabii ki "jenerik", ama ben Varan'dan hayatımda daha fazla yer almasını istiyorum, yoksa baba öldü, çocuklar işi yürütemedi, türü bir yargıyla anılmasını ve marka değerini kaybetmesini istemiyorum.

Vefa Bozacası "boza" kavramını yeniden düşünmeli


Bozayı, çocukluğumdaki soğuk kış günlerinde ailecek sobanın başında otururken, sokaktan gelen, "Boza, boza, bozacı geldi," seslerinden hatırlar ve severim. Bozacı hemen çağrılıp bir kaç litre boza alınır ve keyifle içilirdi.

Soba, şömine artık hayatımızdan tamamen çıktı, başında toplanacak bir ısı kaynağımız kalmadı. Her birimiz televizyon, bilgisayar gibi "oyalanma araçları"yla odalarımıza çekildiğimizden, ailecek birlikte oturmak da çoğu zaman hayal oldu. Boza, sokakta satılan içki olmaktan çıkıp dükkanlarda satılmaya başlandı. Diğer içecek cinslerinin gelişim ve yaygınlaşma tarihiyle karşılaştırıldığında başarılı oldu mu? Hayır, olmadı. Boza konusunda yapılabilecek daha çok şeyler var, ve bu görev ne benim, ne sizin, tamamen tarihi Vefa Bozacısı'nın sırtlarında. Nereden para bulur, yabancı ortak mı alır, kendi kaynaklarını mı harekete geçirir bilemem, ama Vefa Bozacısı, bozaya yatırım yapmalı.

Bir kaç yıl önce, Bağdat Caddesinde çevreye "öğle yemeği servisi" yapmaya başlamıştı, çok da anlamlı değildi, devam ettirmediler, bıraktılar. Ayrıca sirke pazarına girdiler. Benim bilmediğim kim bilir daha neler yapıyorlardır, ama bozayı neredeyse unuttular.

Öncelikle ürün çeşitlemesine gidilmeli. Şunlu bunlu boza çıkarmalılar. Ayrıca üretim yöntemi dolayısıyla şöyle yapılmış, böyle yapılmış boza olabilir. Bozayı pet şişelerinde kesinlikle satmamalılar, pet şişe sanki daha akışkan içecekler için uyumlu bir kapmış gibi geliyor, daha "içerikli" içkileri ucuzlatıyor. Web sitelerinde gördüğüm cam şişe formunu değiştirmeliler, daha geniş ağızlı ve daha gururlu duruş sergileyen bir şişe tasarımı seçilmeli. Hele şu anda ev yapımı reçel marmelat tarzı ürünler için kullanılan iple bağlı çaputlu bezli kapak modeli var ya, onu bir daha gelmemek üzere tarihe gömmeliler. Bozayı 24 saat 365 gün içilebilen modern bir ürün olarak konumlandırmalılar. Benim Vefa Bozacısından beklentim bunlar.

Hiç yorum yok: