
Web tasarım bütçesi, reklam bütçeleriyle karşılaştırıldığında çok düşüktür, neredeyse fındık fıstık fiyatıdır. Ancak en kıytırık şirketler bile, bırakın şirketi, siteye 500 dolarlık bütçe ayıran bir kişi bile, herhangi bir taahhüte girmeden, ödeme yapmadan, "Siz bir şeyler hazırlayın, görelim," derler, sizi bir tür konkura sokarlar yani.
Eğer benim gibi tecrübeliyseniz, yani bu "çiziktirme tuzağında" yeterli miktarda düşüp kalkıp büyümüşseniz, bu tür teklifleri en başından ve kesin olarak reddersiniz. Yıllar önce, dünyanın en büyük diş macunu firmasının Avrupa siteleri için bir yazılım firmasıyla birlikte girdiğimiz "konkur"da, daha ne istediklerini bile doğru dürüst öğrenemeden, bizden "tasarım çalışmaları" istenmişti. Yani, "bir şeyler çiziktirin işte" noktası, kıytırık da olsa, büyük de, tüm şirketlerin ortak buluşma noktasıydı. Bense onlara, bir "brief"e dayanarak tasarım yapılamayacağını, kurumsal web sitelerini nasıl yaptığımızı, şekliyle süreciyle anlatan bir dosya göndermiştim; kısa listeye almak ne kelime, bizi derhal elediler.
Peynirci dükkanında, tezgahtar, peynirinden bıçak ucuyla tadımlık bir parçayı size memnuniyetle ikram edecektir. Ama terzi dükkanına girip, "Ölçü almana gerek yok, güzel bir kumaştan dik bana bir elbise, beğenirsem öderim," ya da tasarımcıya, "Çiziktir evladım," dediğinizde benzer ikramı bulamayacak olmanız da çok doğaldır.
İşini iyi yapmak ya da yapabilememek!
Bir tasarımcı için, işini iyi bilen bir tasarımcı için, "İşini iyi yapmak nedir?" nedir diye sorarsanız, bunun çok yönlü ama kısa ve basit bir cevabı vardır: Web sitesinin hem şirkete, hem hedef kitleye, hem de tasarımcıya katma değer sağlaması demektir, işini iyi yapmak. Eğer hem şirket hem de tasarımcı bu basit denklemin farkındaysa ve üzerine düşeni yerine getirmek konusunda niyetli ve donanımlıysa çıkacak sonuç, "iyi bir iş" olacaktır, kaybedeni olmayan bir süreç yaşanabilecektir.
"Tasarımcı kaprisi" dediğimiz şey, büyük ölçüde işini iyi yapabilmekle ilgilidir. Eğer tasarımcının işini iyi yapabilmesine engeller ortaya çıkarsa, hoşuna gitmeyen bu engellerle inatla mücadale edecektir. Geçmişe baktığımda "inatlaştığım" konuların tümünde haklı mıydım? Tabii ki hayır. Öğrenme sürecenin "hata yapmadan" yaşanabileceği bir sistemi kim icad edebilmiştir ki!
Yılların deneyiminden sonra, işini iyi yapma sürecinin yönetilmesinden birinci derecede sorumlu olanın tasarımcı olması gerektiği sonucunu çıkardım. Hiç bir tasarımcının, "o şirket bunu yaptı, bu şirket şunu yapmadı," gibi özürlere sığınmaması gerektiğini düşünüyorum. Tasarımcı bu sürecin düzgün işlemesi için her önlemi almalıdır.
Yapılan işin başından sonuna düzgün işleyen ve başarıyla sonuçlanan bir süreç olması için gereken araç ve yöntemler nedir derseniz, bu konu hakkındaki düşünce ve deneyimlerimi bir sonraki yazımda paylaşacağım.









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder