
Gazete büfesi, Bağdat Caddesi, İstanbul
Bu yazı, numara taşınabilirliğinin başladığı bugün yayınlanmak üzere yaklaşık bir buçuk ay önce yazılmıştır.
“Recep İvedik reklamı” dolayısıyla Turkcell hattını bırakacağını çevresine deklare edenlerden biri de benim. Kasım ayındaki numara taşınabilirliğinin devreye girmesini bekliyorum. O zaman, eğer tembellik etmezsem, Avea ya da Vodafone şirketlerinden birini tercih edeceğim.
Bir reklam yüzünden hizmet aldığınız şirket değiştirilir mi? Neden olmasın, bir reklam yüzünden şu ya da bu ürünü, hizmeti satın almak ne kadar geçerliyse, satın almamak da o ölçüde geçerlidir.
Ancak, bu cevap yukarıdaki sorunun cevabı değil. Soru bize şunu soruyor: Sadece hizmeti duyurmak ya da beğendirmek amacı olan bir reklam, aldığınız hizmet kalitesini hiç etkilemediği halde, neden hizmet alımını durdurmanızı sağlıyor?
Mantık, "Hayır," diyor, "hizmet başka, reklam başka, eğer hizmetten memnunsan devam etmelisin." Bunu imaj ya da algıyla da ölçemezsiniz, tamam benim gözümde imajı biraz değişmiş olabilir, şirket algısı yara almış olabilir, ancak hangi mekanizma “mantıklı” bir davranış göstermeme engel oluyor acaba?
Bu soruya iki cevap var:
Birincisi: Hepimiz yaşamda kendimizi güvende hissetmek isteriz. Mesela, yolda yürürken arkamızdan gelen bir aslanın, "Hart!" diye kıçımızdan bir parça koparabileceği kaygısıyla yaşamak istemeyiz. Eğer güvenli alanımızın tehlikede olduğunu hissedersek, bu konuda aşırı duyarlı oluruz. Somut bir örnek: Amerika ve Avrupa tarafından itilip kakıldığımız bir dönemde, Ülker gurubu, piyasaya süreceği içeceğe “Cola Turka” adını vererek kendini güvensiz hisseden halkın ürünü sıcak karşılayacağını varsaydı, ve eminim başka bir isimle ulaşamayacağı bir pazar payına ulaştı. (Cola Turka markasına o zaman da karşıydım, hala da karşıyım.) Turkcell, tam da kültürel güvenlik alanımızın tehdit edildiği bir dönemde Recep İvedik ile “üzerimize geldi.” Yani, Ülker’in yaptığının tersini yaptı, bizi kendinden uzaklaştırdı. Ben, kişisel olarak güvenli bölgemi tehdit eden bir kişiliğin iletişim sembolü olan firmadan hizmet almak istemem, istemiyorum.
İkincisi: Benim hayat tecrübem şunu gösteriyor; Uzakdoğu’daki tsunamide, tüm abonelerine ulaşıp destek veren bir şirket, bir gün, Recep İvedik kaba sabalığını şirket imajı olarak deklare ediyorsa, onun müşteriye bakış açısı da, hizmet kalitesi de bundan etkilenecektir. Bu kaba sabalıkla ulaşmak istediği hedef kitlesinin kalite talebi benim kalite talebimden daha farklı olacaktır.
Sonuç olarak; her şeye karşın, umarım ben haksız çıkarım ve Turkcell müşterilerine mükemmel hizmet vermeye devam eder, ben de başka bir şirketin abonesi olarak onları gıptayla izlerim. Kim bilir, belki de pişman olup geri dönerim.









2 yorum:
Arkadaşım ne yaptın sen yahu :) Recep İvedik iyi adamdır sen ne yaptın be :) Turkcell kullanmıyorum yakın gelecekte kullanmayacağım da ama reklamlarını hep beğeniyle izlerim. Recep İvedik gibi gülümseten bir karakteri adamlar sık sık görmemizi sağladılar. Bence kimse reklamcıları 10 numara
Sayın Ahmet Kemal,
Recep İvedik’i sevimli ya da itici bulmak, tümüyle nereden baktığımıza bağlı. Eğer, “Bu adam benim hayatım için zararsız,” diye düşünürseniz, esprilerine gülüp, sevimli bulabilirsiniz. Ancak, benim gibi, daha baştan, “Bu adam benim hayat kalitemi düşürecek,” diye tasalanırsanız, en iyi esprilerini bile duymazdan gelirsiniz.
Öte yandan, madem bu karakter çok sevimli, Turkcell’in numara değiştirme kampanyasında neden onu değil de “gerçekten sevimli” olan çocukları kullanıyorlar?
Yorum Gönder