Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Perşembe, Kasım 18, 2010

Yılbaşında tüm bu hayvan katledenlerin kapısında dikilip harbi ayyaş narası atmazsam ve domuzumla birlikte "Oink! Oink!" diye şarkılar söyleyip tekmilini günaha kelepçelemezsem namerdim



Başka sözüm yok!

***

Aslında başka sözüm var.

Radikal'in vejetaryen yazarlarından Elif Türkölmez, dindarların onun tercihine saygılı olduğunu ve kurban sofrasındaki kavurmanın yanına muhakkak bir de zeytinyağlı yemek koyduklarını söyleyerek (burada dindarlardan kasıt, halası, teyzesi, vb. mesela Akit yazarlarından söz etmiyor yani) asıl beyaz Türklerin paketlenmiş et yemelerindeki elitizminin eleştirilmesini öneriyor.

Ahmet Hakan da bugünkü yazısında, normal hayatlarında et yiyen insanların Bayramdaki kurban kesimlerini "vahşet" olarak tanımlamasına ne kadar gıcık olduğunu anlatıyor.

İlkokul aritmetiği düzeyini aşmayan bir "mantık tutarlılığı" çerçevesindeki bu tartışmalar bana çocuksu geliyor.

Medeniyet, dinler gibi kitap, DVD ile falan yukarıdan "Pat!" diye gelmiş bir kavram değildir, bir süreçtir ve milyonlarca insanın kolektif çabası, uğraşısı ve hatta kahramanlığı ile yoğrulmuştur. Bu nedenle et yiyen insanların hayvanları öldürürken giderek daha özenli davranması medeniyet sürecinin bir gereği, bir aşamasıdır.

Yarı vicdani, yarı sağlıklı olduğu düşüncesiyle vejetaryen olmuş birisi olarak bu süreci bilenlerden, yaşayanlardanım. Mesela etrafımda tavukların gezindiği bir dönemde tavuk yiyememiştim. Herkesin hayali olan, tekneyle balık tutma fantezisini gerçekleştirdiğimde, balıkların ölümünü bizzat yaşadığımda uzun süre balık yemeyi bırakmıştım. Yani hayvanlarla ilişkiye girdiğimde onları öldürmek vicdanıma aşırı yükleme yapmıştı. En nihayetinde pesetaryenliğe, oradan da vejetaryenliğe terfi ederek bu yükten büyük ölçüde kurtulmuş oldum.

İki şeyden çok korkuyorum; bir; haklı olmak, iki; tutarlı olmak

Bir de bu mantık tutarlılığı meselesi var. Bu yaşımda iki şeyden çok korkuyorum; bir; haklı olmak, iki; tutarlı olmak. Her ikisinin de insanlara, ilişkilerine ve çevrelerine zararlı olduğunu düşünüyorum. Bence bu kavramlar üzerinde daha fazla düşünülüp tartışılana kadar geçici bir süreyle askıya alınmalı.

Kısaca şunu söylememe izin verin; eğer tutarlılık bir ölçüyse, bilgisayarlar bizden çok daha tutarlıdırlar. İnsanların ise bilgisayarın sahip olduğu "computing / hesaplama" beceresinin yanısıra, "duygu" denilen çok daha gelişmiş sistemlere sahip olduğunu biliyoruz. Ve duygular, tutarlılık dışında çok sayıda parametre ile çalışarak bizi yaşamda tutuyorlar.

Yılbaşında evinizin kapısında görüşmek üzere...

Hiç yorum yok: