
Motosikletle 10 dakikada gittiğim yola, arabayla 1 saat 15 dakikada gittim geçenlerde. Dün de Yeşilköy Hava Limanından dönüş, 2,5 saat sürdü.
İstanbul’un trafiğinde vakit geçirdiğinizde Türkiye’nin bir resmini de görüveriyorsunuz hemen; yanındakilere çelme atarak üç beş araba ya da güvenlik şeridinden gidiyorsa, en fazla 10 dakika fark atmanın telaşında ve kendini uyanık zanneden, oysa tamamı “uykuda” olan bir toplum.
Yeşilköy Hava Limanında arkadaşımı yolcu ederken, British Airways’in beklendik hizmetini görünce, “İngilizler hakkında her şeyi söyleyebilirsin, ama akıl ve zekalarına her zaman güvenebilirsin,” demekten kendimi alamadım.
Aynı iyimser sözleri Türkler için söyleyemiyoruz tabii ki. İngilizlerin tersine, sorunları çözme konusunda öylesine beceriksiz bir toplumuz ki, bu konunun uluslararası bir konferansta en az bir ay süreyle tartışılmasını teklif ediyorum.
10 katlı ve birbirine yapışık binalardan oluşan devasa bir şehriniz varsa, ulaşım en az üç katlı olmak zorundadır; yer altında metro ve alt geçitler, yerde karayolları ve raylı sistemler, yer üstünde yine hızlı raylı sistemler. Bu basit bir aritmetik hesaptır. Yani öyle derin bilimsel çalışmalara da gerek yoktur.
Eğer bu bir şehircilik blogu olsaydı, bu konuda, özellikle şehir içi ve dışı mal nakliyatı konusunda (İstanbul’un en zayıf noktasıdır) hiç kimsenin hiç bir zaman dikkate almayacağı çeşitli çözüm önerilerimi de anlatırdım, ama sadece tek bir konudan daha söz edip bu şehircilik meselesini bitireceğim.
Biliyorsunuz, üçüncü köprü diye bir proje çıktı. Bu projeyle hem iktidar büyük paralar kazanacak hem de İstanbul’un süratle artan nüfusunun iştahını giderebilmek için Kuzeydeki ormanlık alanlar yerleşime açılacak.
Bu proje aslında eşsiz Türk kafasının tipik örneklerinden birisi; var olan sorunlara çözüm üretemediği için sorun alanını genişletmek. Ve bunu “büyüme” olarak “uyuyan” millete lanse etmek.
İngilizlerin zekası bizden sadece 10 puan fazla. Zekadaki 10 puanın nelere kadir olduğunu görmek için her iki milletin de problemler karşısındaki davranışlarını incelemek yeterlidir sanıyorum. Ne demişler, “Türk kadar aklın olacağına, kuş kadar beynin olsun.”









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder