Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Pazar, Mayıs 23, 2010

Kılıçdaroğlu rahmeti



Dünkü CHP Kurultayında salona giremeyip dışarıda kalanlar, "Kılıçdaroğlu rahmeti" diye nitelemişler yağmaya başlayan yağmuru.

İnsanoğlunun bazen beni deli eden, bazen de hayranlık uyandıran "öznelliği" yine en olumlu şekliyle devreye girmiş anlaşılan. Ve bu tür bir öznelliği sağlayabilmek için global şirketler kim bilir neler vermezdi, neler, neler.

İletişim, bir tanımıyla, insanoğlunun kendisi dahil herkesi delirten öznelliğiyle cebelleşme cehenneminden başka bir şey değildir. Bu öyle bir cehennemdir ki, şu ya da bu nedenle başarılı olursanız, "iletişim"in tanımını bile değiştirir, "insanlara dokunmanın sanatı" gibi idealize de ediverirsiniz hemen.

"Recep Bey"in kararı


Geçen yıl Kemal Kılıçdaroğlu'nun iletişim yeteneği üzerine yazmış olduğum, "Kemal Kılıçdaroğlu: İletişimin yeni gladyatörü" adlı yazıda, Kılıçdaroğlu'nun en önemli özelliklerinden birinin, rakibini kendi belirlediği arenaya çekebilme gücü olduğuna dikkat çekmiştim. Kurultay konuşmasındaki "Recep Bey" tanımlamasıyla tam da bunu yaptı yine, resmen, T.C. Başbakanının adını değiştiriverdi.

"Recep" Tayyip Erdoğan ve ekibi, eminim, şimdi harıl harıl Kılıçdaroğlu'nun tanımladığı bu yeni arenaya nasıl bir karşılık bulacaklarını düşünüp tartışıyorlardır. Belki de seçime kadar geçecek süre içinde en belirleyici kararlarından birini vereceklerinin farkında olduklarına kuşku duymuyorum. Ya iletişimci Ali Saydam'ın bugünkü ve daha önceki yazılarında önerdiği ve hiç bir işe yaramayan, yaramayacak, "sakın dikkate alıp prim vermeyin" görüşüne kapılacaklar ve baştan yenilgiyi kabul edecekler ya da hepimizi şaşırtan bir karşılık bulacaklardır. Bu işin arası ve beylik laflarla geçiştirilebilecek bir yanı yoktur.

CHP'de "içedönük" geleneğe dönüş


Kılıçdaroğlu, CHP'nin 7. genel başkanı. Bir dışadönük olan Baykal dışında tüm önceki genel başkanlar; Atatürk, İnönü, Ecevit, Çetin, Öymen ve şimdi de Kılıçdaroğlu içedönük kişilik özelliğine sahipler.

Aslında içedönüklerin baskınlığı diğer partiler için de geçerli. Başbakanlardan; Menderes, Özal, Yılmaz, Erbakan, Gül, Erdoğan içedönük, sadece Bayar, Demirel ve Çiller dışadönüktür. Bugünkü parti liderleri arasında da Cindoruk dışında Bahçeli dahil tümü içedönüktür.

Türkiye nüfusunun içedönük/dışadönük oranı bence %70 içedönük, %30 dışadönüktür. İngiltere'de bu oran 50/50, ABD'de bizdekinin tersi, 30/70'dir. Bu oranların ülke siyaset ve davranış alışkanlıklarına ne kadar önemli etkisi olduğunu iyi iletişimcilerin çoğu bilir.

Dünkü Kurultay konuşmasında, Kılıçdaroğlu'nun hedefi, bilerek ya da bilmeyerek, içedönüklerdi. Dışadönükler, verdiği mesajlara kendilerini mesafeli hissedeceklerdir. Öte yandan, Baykal'ın zeki ve kıvrak yapılandırılmış konuşmalarından sonra, Kılıçdaroğlu'nun kısa, anlaşılır ve "twitter"vari konuşmaları en alt zeka düzeylerine bile inebilmesiyle siyasi arenada daha avantajlıdır diye düşünüyorum.

Hiç yorum yok: