Çarşamba, Kasım 21, 2012
Akıllı tasarım
Akıllı tasarım, biliyorsunuz, evrenin akıllı bir tanrı tarafından yaratıldığını ileri sürer. "O yaptı, gidin ona sorun," dese iyi, "o şöyle böyle yaptı," diye süreci tarif de eder, bilgiçlik taslar.
"Tasarım," denince benim gibi kişilikler derhal kulak kabartır tabii ki, ne de olsa, bizim alanımız. Hele bir de "akıllı" sıfatı konmuşsa, herkesi sağa sola iter, çevreyi boşaltır duruma el koyarız.
Ben şahsen, gördüğüm evrenin çok da akıllı olmayan, hatta tembel, haylaz bir lise öğrencisinin başarısız bir fizik ödevi olduğunu düşünüyorum. Bir kere herşey habire dönüyor, oraya buraya gidiyor, savruluyor; dün gözünüzün önünde olan, ertesi gün uçmuş kaybolmuş. Kendini zapt edip yerinde duran tek bir varlık da mı olmaz, yok işte. Sonra dünyaya bakıyoruz, koskocaman bir lokanta mübarek, herkes birbirini yiyor. Sağa baksan lokanta, sola baksan tımarhane, herkes itiş kakış içinde. Bu mudur yani, en gelişmiş aklın icat edeceği en büyük numara bu mu, birbirimizi yiyip bitirmek mi? Akıllıymış, pabucumun akıllısı... Zaten bu garipliğe akıllı diyenlerin de içine pek sinmemiş olacak ki, buradan temelli göç etmek peşindeler, öldükten sonraymış seyahat, şu sıralar rezervasyon telaşındalar.
Tasarımcı olun da bir bakın bakalım, tasarım yapmak ne demekmiş; her şeyi en küçük ayrıntısına kadar inceleyip sık dokuruz. Düşünebiliyor musunuz yani, bir web sitesi tasarlayıp yapmışız, "Kurumsal Bilgiler" sayfası, gidip "İletişim" sayfasını yiyor, "Ürünler" sayfası "Çevre" sayfasını öldürüyor, "Vizyon ve Misyon" sayfası, fikirlerinden ötürü Özel Yetkili Mahkemelerde sürüm sürüm süründürülüyor... Yahu iki sayfa bir şey bile yapsak, herkes güzel güzel birbiriyle geçinir, mutlu mesut yaşarlar. Yeter ki müşteri parasını versin.
Bizim evrenin problemi bu zaten, sahibi yok. Kimse para verip yaptırmamış, müşterinin kalite kontrolünden geçmemiş. Bir gün bakıyorsun dinazorlar terör estiriyor, ertesi gün yok olmuşlar, insan denen canavarlar çıkmış sahneye. İklimlendirme sistemi de çok sakat, tam güneş deniz şahane diye mayonuzu giyip sahile gidiyorsunuz, şrak, soğuklar, kar kıyamet, niye, "Buzul Çağına girdik efendim," kim soktu, belli değil. Haydaa, gidip bir kürk falan bulmak lazım, sen ayıya vuruyorsun, ayı sana. Kimin kime gücü yeterse artık. Mavi yolculuk tamamen iptal tabii, bir kaç bin yıl daha beklemeniz gerekiyor.
Akıllı tasarımmış... Sen önce gezegenine, asteroidine sahip çık. Tam bitirmişsiniz site yapısını, artık tasarımı uygulamaya geçeceksiniz. İşe başlarken aldığınız avans bitmiş, biraz daha bir şeyler yapıp ikinci avansı kapmak lazım, hop, her şey yok oluyor, tuzla buz. Gezegeniniz kara deliğe girmiş, elektrik süpürgesine kaptırdığınız klavye tuşu gibi uçup gitmiş, toz torbasına. Daha web sitenizi bitiremeden çöptesiniz, kim ödeyecek elektirik, su faturasını, belli değil tabi. Faiz işleyecek takır takır, kimin umrunda.
"Deli tasarım." Böyle değiştirin adını, yoksa komik yani, madara oluyorsunuz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder