Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Salı, Temmuz 26, 2011

Pembe domates, sana hayranım, yam yam



Ortaya çıktı ki, onbinlerce yıldır yapa geldiğimiz “tarım” tamamen yanlışmış; hem doğayı hem de kendi sağlığımızı temelinden tahrip etmişiz. “Tek tip ürün” yetiştirme amaçlı “tarla” sistemi, hem topraktaki ekolojik dengeyi bozmuş hem de bozulan dengeyi sağlamak için gerekli insan gücü ve enerji ihtiyacı gün be gün artmış.

Son yıllarda, “tarım” denen disiplin, yani ormanları kesip tek tip ürün yetiştirmek yerine, eski tip “orman bahçesi” düşüncesi gelişiyor. Böylece, çok sayıda bitki, böcek ve hayvanın bir arada yaşadığı ortam, sıfır enerji ve çok çok az insan emeği ile yılın her günü yiyecek bir ürün verebiliyor. Üstelik, suni gübre ve ilaçlama gerektirmiyor ve klasik tarıma oranla, dönüm başına çok daha fazla ürün alabiliyorsunuz.

“Tarım”, sadece yaşadığımız toprağı fakirleştirmekle kalmıyor, besin üretimini belirli alanlara yığarak nüfus dağılımını da merkezileştiriyor. Şehirleşme arttıkça daha fazla orman yok ediliyor, insan göçü artıyor.

"Kölelik, paryalık, otoriter yönetim, krallık, imparatorluk" gibi kavramlar hep “tarım” nedeniyle ortaya çıkıyor. Orman dünyasının kah korkutucu, kah iyileştirici ruhları, önce şehir sonra da gök tanrısına dönüşüyorlar. Dinler, hangi sosyal amaçla ortaya çıkarsa çıksınlar, kısa zamanda otoriter yönetimin hizmetine girip “kolay yönetim”in önemli bir aracı oluyorlar.

Bu yaz günü, tabii beni daha çok çevre bostanlardan aldığım ve bol bol yediğim klasik tohumlu ince kabuklu kırmızı ve pembe domatesler ilgilendiriyor. Her gün yaptığım koca bir çanak salatanın tüm malzemelerini bahçe ve bostanlardan alabiliyor olmak, hele içlerinden çıkan sümüklü ve sümüksüz böcekleri görmek beni çok mutlu ediyor. Kendimi “doğaya dönmüş” gibi hissediyorum.

Organik ürünleri hemen hemen hiç kullanmıyorum, zira organik ürünler, uluslararası tohum tekellerinin Anadolu’nun klasik tohumlarını yok etmek için kullandıkları silah haline gelmiş durumda, üstelik endüstriyel ürünlerden farkı giderek azalıyor. Özellikle bu mevsimde organik ya da değil, sebzenizi kesinlikle marketlerden almayın derim, hepsi “yığınlar” için üretiliyor; kalite, sağlık ve tada önem verenler için değil.

Hiç yorum yok: