Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cuma, Ocak 04, 2013

"Tanrı"yı öldürdük, şimdi sıra "madde"yi öldürmekte

Tanrıların tanrısı Zeus, artık sadece güzel köpeklerin adı olabiliyor. "Madde"nin kaderi de daha farklı olmayacak

İnsanlar, bir ruha sahip olduğunu ve bu ruhun öldükten sonra bile yaşadığını söyleye geldiler. Tarımla birlikte dine dönüşen bu ruh inancı, tarımın doğası gereği totaliterliğe dönüşen toplum yapısıyla, tek tanrılı dinlere evrildi.

Yüz yıllarca, imparator tanrı ve ruhlar, cinler, perilerle yoğun bir yaşam sürdürdü dünya. Bu cadı kazanından ilk sıyrılan, Pagan inanışın gücünü her zaman koruduğu Avrupa oldu. Ruhun olmadığını, var olan her şeyin maddeden oluştuğunu öne süren bilimsel ve din dışı bir akım yaygınlaşmaya başladı. "Madde" olmayan her düşünceyi sapıklık ve cahillik olarak damgalamak hayatın normali oldu.

Bilim, "bilimsel olmayan"ın dışında, her şeyi adım adım açıklamaya girişti. Kullandığı yöntem, yani görünen, tekrarlanabilen, aynı şartların benzer sonuçlanması gibi somut kurallar her türlü düşünsel tartışmanın ve araştırmanın temeli ve vazgeçilmezi oldu. Artık her şey ya bilimsel, ya da bilimdışıydı. Daha önce de dini ve dindışı olması gibi.

Einstein'ın Görecelik Kuramı ve ünlü E=mc2 eşitliği, bilimin, dünya dışına taşındığında karşılaştığı açıklanamaz olayları açıklıyordu. Bilimin gündemine, maddenin dışında kütle ve enerji gibi iki kavramı yerleştirmiş, zamanı dördüncü bir boyut olarak tanımlamıştı. Yeni bir kıta bulduğunun farkında olmayan Kristof Kolomb gibiydi, oysa farkında olmadan maddenin ölümünü formüle etmişti.

Dindarın Allah'ın olmadığına inanması ne kadar güçse, çağdaş insanın da maddenin olmadığına inanması aynı ölçüde zordur. Oysa evrende tanrının ya da maddenin var olması için hiç bir neden mevcut değildir. Olamaz.

Nietzsche, "Tanrı öldü" sözüyle bilineni ilan etmiştir. Bizlerin de artık maddenin öldüğünü ilan etmemizin zamanı çoktan geldi. 

***

Biliyorum, aslında bu sözlerimin geri planını açıklamam gerekirdi. Ancak başka ortamlarda yeterince açıklamaya çalıştım. Vakit bulunca burada da yazarım.

Hiç yorum yok: