Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Perşembe, Eylül 15, 2011

Motosiklet ile Ege turundan notlar



Motosikletle ilk kez uzun bir yolculuğa çıktım. Yanıma çok az şey aldım, ve geriye çok az fotoğraf getirebildim. Knidos dönüşü çektiğim yukarıdaki fotoğraf olmasaydı, marul yiyen yavru kaplumbağa resmi dışında pek bir şey göremeyecektiniz.

  • Yolculuğumun başını ve sonunu büyük Türk milletinin trafikte olmadığı günlere denk getirmeye çalıştım. Bayram trafiğinde yeterli miktarda vatandaşımızın telef olduğuna kanaat getirmeden dışarıya burnumu bile çıkartmadım.

  • Yollar motosiklet dostu değil. Karayolları motosiklet diye bir binek aracının var olduğundan pek de haberdar görünmüyor.

  • İzmir'den başlayarak “Off, Puff!” diye yol aldığım Aydın Otoyolu'nu güzergahımın en sıkıcı yolu olarak seçtim; ne kadar renksiz, ruhsuz, kimsesiz bir yoldu...

  • Yolculuğun en tehlikeli bölümleri uzun yol trafiği ile yerel trafiğinin birbirine karıştığı noktalarda ortaya çıktı. Kimin ne yaptığı belli değil, aman Allahım, ne kargaşaydı o öyle!

  • Yenikapı'da feribottan inip İstanbul trafiğine girince ödüm patladı; korkunç bir trafik. Yeniköy-Çengelköy arası hiç kuşkusuz güzergahımın tek kabusuydu.

  • Her motosikletçi uzun yolda en az bir kere ağır vasıta tacizine uğramıştır sanıyorum. Dönüş yolunda ben de listeye dahil edilmiş oldum.

  • Bodrum'a giriş çok etkileyici; daha 15-20 kilometreden çok lüks bir yerleşim yerine yaklaşmakta olduğunuzu fark ettiriyorlar. Bu yol, Bodrum'un marka değerini kesinlikle ikiye katlıyor. Bu kaliteyi başka hiç bir yerde göremedim.

  • Datça yarımadasının denizi bir numara, rakibi yok.

  • Ormanları denizden daha çok sevdiğimi fark ettim… en azından şimdilik.

  • Teknede arya söylemek çok keyifliydi, motorda şarkı söylemekten pek hoşlanmıyorum.

  • Yolların rakipsiz yiyeceği "gözleme-ayran". Dağ taş gözlemecilerle dolu.

  • Kuşadası kumsallarında yürürken, akşamüstü denize olta atanlarla, "Yahu, şu balıkları bari burada rahat bırakın!" diye didişmemek için kendimi kontrol ettiğim için pişmanım.

  • Tatil süresince tüm Ege tapon yiyeceklerle doldurulmuştu; hiç bir sebze lezzet kavramının yanından uzağından geçemiyordu, Datça'da yan bahçeden deus ex machina ile gelen o çiçek kokulu güzelim nefis biberler hariç.

  • Ne kadar çok orman yakıyoruz!..

  • Daha güçlü bir motora geçmeye sanıyorum hazırım artık.

Konuyla ilgisiz belki ama Fiona'sız hayat olur mu? Olmaaazzz!




Fiona Apple'dan Sally's Song.

Hiç yorum yok: