
Yukarıdaki fotoğraf, Şile yolundaki bir motosiklet kazasına ait. Fotoğrafı çeken, oradan geçmekte olan bir bisikletçi, fotoğrafta bisikletini görebilirsiniz. "İbreti alem" olsun diye çekmiş fotoğrafı ve diğer bisikletçi arkadaşlarına göndermiş. Bisikletçi bir müşterim de, "Bu kazadaki sen misin?" diye bana gönderdi fotoğrafı.
Geçen Pazar günü motosiklet kazası yaptım. Aslında kimseyle çarpışmadığım için kaza denmez belki, "düşme" demek daha doğru olur.
Kaza sırasında omzum çıktı. Haydarpaşa Numune Hastanesinde omzumu yerleştirip kolumu askıya aldılar. 2-3 hafta boyunca sol kolum askıda kalacak.
Bizi olumluyor mu? Öyleyse iyidir, güzeldir, yahşidir.
Asıl konuya geçmeden önce nasıl düştüğümü kısaca anlatayım: Işıklarda duruyorum, önümde bir minibüs. Yeşil yanınca her ikimiz de sağa dönüyoruz. Dönüş 90 derece değil, 120 derece ve yokuş aşağı. Tam dönüşün üzeri yeni asfalt yapılmış, mıcır temizlenmemiş. Ve dönüşten bir kaç metre sonra minibüs aniden duruyor. Yol aslında geniş, 6 araba rahatça yan yana geçer. Ama minibüs en soldan gidiyor. Karşıdan gelen otobüs de en soldan geliyor. Aralarından kaçamıyorum, fren yapıyorum ve mıcır bilye etkisi yaratıp motoru düşürüyor.
Kimin hatası? Üsküdar Belediyesi hatalı. (Aslında Türkiye'nin tümünde gerek belediyeler, gerekse Karayolları yol yapım ve sonrası güvenliği konusunda pek de kılını kıpırdatmıyorlar.) Ben hatalıyım. Minibüs ve otobüs şoförleri hatalı. Ama motosikletliyseniz kimin hatalı olması önemli değil, fatura size çıkıyor.
Şimdi gelelim asıl konuya. Şunu öğrendim; motosiklet kazası yaparsanız, motosiklet sürücüsü arkadaşlarınız ve sevgiliniz dışındaki herkes, "Ben demiştim sana, bak gördün mü şeyin şeyini," benzeri tepkiler gösteriyorlar.
Motosiklet sürmenin yaşamsal bir risk taşıdığını düşünüyorlar ve riski alanın başına bir şey geldiğinde üzülmüyorlar. Hatta haklılıklarının tescil edildiğini, risk almak konusundaki "rasyonalitelerinin" ödüllendirildiğini görüp seviniyorlar. Dehşet verici, ama evet, ben dahil insanoğlu kendi duruşunu, egosunu olumlayan kazalara, felaketlere üzülmüyor, hatta seviniyor. Bu kadar ben-merkezciyiz yani: Bizi olumluyor mu? Öyleyse iyidir, güzeldir, yahşidir.
Düşenin dostu olmuyor mu?
Kazadan sonra, minibüs şoförü dahil, çevredekiler yardıma geldiler. Bu milletin şikayetçi olmadığım ender özelliklerinden birisi de bu "yardım" meselesi. Evet, yardım edeceğiz diye insanı sakat bıraktıkları da oluyor zaman zaman, ama ben kendi deneyimlerimden çok memnun kaldım yaşamım boyunca.
Beni çıldırtan, kaza yerinin çok yakınındaki özel hastanedeki hemşirenin, çıplak bacaklarımı göstererek, "Üzerini örtün, üzerini örtün," diye konuşmasıydı. Tekerlekli sandalye ile beni radyolojiye götüren görevlinin, bir yerden buluşturduğu bir örtüyle bacaklarımı örtmesiyle, örtüyü alıp fırlatmam bir oldu. Anladınız; ben omzumdaki giderek şiddetlenen ağrıyla cebelleşmeye çalışırken, hemşiremizin ahlakçı damarları kabarıvermişti. Bu ahlakçı tavır beni öylesine sinirlendirmişti ki, Haydarpaşa Numune'de de yarı çıplak dolaştım, bilhassa. Üstelik o halimle fotoğraf da çektirdim hatıra olsun diye, ama izin verirseniz burada yayınlamayacağım, kendi özel arşivimde kalması daha iyi olur diye düşünüyorum. Çekindiğimden değil, çevremdekileri utandırmamak için yayınlamıyorum.









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder